Bugun...
BENİMDE KARNEM ASLINDA


Nilüfer Zontul Aktaş
nulufer_aktas@hotmail.com
 
 

             Karneye dair yazacaklarım, bir eğitimci olarak belki biraz nostalji değerinde..
Her karne verişte karne de ki değişim sürecini hisseder, hep gözlemlerim. Önce bizim
zamanımızdaki karneler gelir aklıma. Kalın karton dokulu ve öğretmenimizin el yazısı
ile süslü.
      Konulmuş bir nokta bile mühimdi biçim için. Satır satır okurduk ve kıyaslardık
öğretmenlerimizin el yazısını.
      Nasıl övünürdüm öğretmenimin güzel yazısı ile. Hiç Unutmuyorum.
Az olan her şey kıymetliydi tabi. Yarıyıl tatili boyunca karneyi özenle korurduk ve
dönem başında tekrar karneyi okula götürürdük. İkinci dönem notlarımızda o
karnelere geçerdi.
    Ve o karneler ömrümüzün bir yılına damga gibi vurulurdu.
    Ve şunu görüyorum yıllar geçtikçe ve karşılaştıkça dostlarımızla. Karnesini
ehemmiyetle saklayanlar onun güzelliğini önemseyenler hayatın önemli alanlarında
hizmet almışlar.
 Şimdiki karneler incecik bir kâğıt olduğu gibi saklamaya gerek yok, yenisi veriliyor
ikinci dönem. Üzerindeki tüm yazılarda bilgisayarda yazılıyor. Ve çocuklar üzerindeki
notlarla da oynayamıyor.
Nasıl haberler yayılırdı notlarını değiştirenlerle ilgili. Çoğu aile fark etmezdi bunu.
Bizlerin arasında mevzu olurdu işte. Çok kızacaklarından mı  hayır. Ar meselesi idi.
Nasıl zayıfla gitsindi eve?
 
    kARne  AR ise de bize zamanında! Korkuyorsak ta kötü getirmekten, aileler daha
hoş görülüydü.
Karnenin önemiyle beraber eskiden aileler çocuklarıyla hayata dair okumalar yapardı.
Birlikte iş yaparlar çocukları hayata dâhil ederlerdi. Domatesin nerede yetiştiğini nasıl
yetiştiğini bilmeyen bir çocuktan fen notunun iyi gelmesi nasıl beklenebilir? Başını
kaldırıp yıldızlar tefekkür ettirilmemişse Astrolojiden hoşlanır mı? Kanla sulanmış
topraklardan bir haberse tarih coğrafya ilgisini çeker mi?
Kredi  kartı ile hemhal olmuş çocuklar parayla hesaptan bütçeden uzaksa sever mi
matematiği..
Ninemizin, dedemizin  masalları sevdirmişti bize Türkçeyi…
Doğayla birlikteliklerin derslerimize katkısı da göz ardı edilemezdi…
    Zihinlerinde somutlaştırılamayan her şey bilgi olarak karşılarına çıkmakta ve nota
dökülmekte. Sadece kitap aralarında kalan soyut etkileşimsiz  öğrenilen bilgilerde
unutulmakta.
    Tuzum kurumu? Hayır…
Çocuklar odalarından çıkıp ayaklarıyla hayata basmalı. Hayat kitapların sihirli
cümleleri ile birleşmez ise o karneler başımıza bela olacak, aramız bozulacak,
sinirlerimiz bozulacak. Çocuklarımıza kıyacağız en acıma/sızıyla…

Bilgi hayatla bütünleştikçe kalıcı olur, zevk alınır. Öğrenilir öğretilir. Okul aile çevre
öğretmen… Yapmak zorundayız bunu. Masum yavruları azarlamadan önce katkımızı
düşünelim karneye…
     Aslında o karneler sadece çocukların değil hepimizin…



Bu yazı 2029 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

NÜFUSU 10 BİNDE FAZLA OLAN BELDE BELEDİYELERİ YENİDEN KURULSUN MU ?


YUKARI