Bugun...
“PARADİGMALARIN İFLASI VE İFLAS ERTELEME”


Necip Cengil
necip.cengil@hotmail.com
 
 

Paradigmayı bir anlayış çatısı, yönlendirici ve belirleyici hâkim görüş veya düşünce sistemi olarak özetleyebiliriz. Araştırmalar, yönetim anlayışı paradigmaya göre şekillenecektir. Veya yönetim felsefeniz, size yön veren değerleriniz paradigmanızdır.

Said Halim Paşa batıya gönderilen aydınların, batının vardığı neticeleri fotoğrafladığını ve kopyaladığını, aynı kopyayla ülkemiz sorunlarını ele aldıklarını ve kendilerinin ülke için sorun olduğunu söyler. “Aydınlarımız, Batı’da şaşaalı, hoşa giden zevklerle dolu, parıltılar saçan bir medeniyet gördüler. Bu parlak medeniyetin güzelliği ile gözleri kamaştı. Gördükleri güzel eserleri, o medeniyeti meydana getiren sebepler zannettiler. Batının yaşayışını, memleketlerine tatbik etmenin, dertlerine çare olduğuna inandılar.”

Ve ekler; "…en zararlı cehalet ilme benzeyen cehalettir!"

Paradigma cehalet olunca sonuç da ona göre gelişmiştir.

Türkiye’de devlet geleneğini inceleyen Metin Heper, tek partili hayattan çok partili hayata geçişi, yaşanan sorunları ele aldığı eserinde “paradigmaların iflası” üzerinden durur ve şunları söyler: "Paradigmalar iflas ettiğinde ve (iflası çöküşe dönüştürmeyi engelleyecek) yenileri bulunmadığında, absürtlük olgusu ile karşılaşması tehlikesi vardır. Aktörler çırpınıp dururlar..."

Bu netice tüm sistem denemeleri için geçerlidir. Bir düşünce, ilim, tefekkür çatısı, felsefesi ve hedefi oluşturulamadan çıkılan yol iflas getirir. Veya aslında güçlü bir paradigması olan sistemler dahi ona üşüşen karasinekler çoğalıp, merkezi ele geçirince, çevreyi ablukaya alınca işlemez hale gelir, iflas kaçınılmaz olur.

Bazen şöyle söylenmiştir ve hala söyleyenler vardır: “Neyi nasıl yapacağımızı sorup durmayın, hele bir özgürlüklerimize kavuşalım, gerisi gelir!”

Neticede o çok arzulanan “özgürlükler” göreceli olarak gelir fakat kafalar karıştıkça karışır. Bir şeyden kurtulma, bir yanlışı yıkma amaç haline gelmiştir ve asıl amaç unutulmuştur. Mesela “en hayırlınız, insanlığa faydalı olanınızdır” “merhamet etmeyene merhamet edilmez” “zalimin dini olmaz” “adalet mülkün temelidir” “yalancılarla yola çıkılmaz” “günah araştırıcılarla yola gidilmez” “emaneti, işi ehline verin” gibi ana ilkeler çiğnenir fakat paradigması iflas edenler türedi gerekçelerle bir batıl savunma dili geliştirirler.

İflası sadece maddi kayıplarla açıklayanlar, gidilen yolu ve asıl iflası göremez.

Gelen rivayetlerden aklımda kaldığı kadarıyla özetlersem; asıl müflis, yapageldiği ibadetlerine sığınıp, başkalarına iftira eden, hakaret eden, hak yiyen, zulmeden, kan döken,  varsa kimi iyilikleri ve ibadetlerinden hanesine yazılanlar, hepsinin tükendiği, günahlarıyla omuzları çöken ama kendisini gözden geçirmeyen ve cehennem yoluna girendir.

Cehennem bir iflasın neticesidir.

Aklıma geldi, bu dünyada iflas erteleme diye bir şey var acaba her iflas için iflas erteleme mümkün mü veya bu başvuruyu nereye yapmak lazım?

İflas ertelemeye konkordato deniyor ve şöyle tarif ediliyor: Mali durumu bozulmuş, borçlarını ödeyemez hale gelen borçlunun, borçlarını belli bir oran ve zamanda ödemek için alacaklılarıyla yaptığı ve mahkemece onaylanan anlaşmadır.

Peki çeşitli iddialarla yola çıkıp, bir paradigma ortaya koyduğunu söyleyen ancak paradigması iflas edenlerin iflas ertelemesi mümkün mü veya fikrin iflasına rağmen, paradigmaları iflas edenler kiminle iflas ertelemeye girebilir ya da bugüne kadar böyle bir iflas erteleme istedikleri vaki mi?

İnsanın mali durumu, kendi yaptıklarından veya başkalarının yapıp kendisini sürüklediği hallerden dolayı bozulabilir. Borcunu ödemede sadık ise erteleme ister, başı dik bir şekilde zamana yayarak borçlarını öder. Buna diyecek yok! İyi de peşine taktığı ve meçhullere doğru sürüklediği fikir mağdurlarına karşı hangi babayiğit çıkıp da “yanlış yaptım, sizi isteyerek değil ama istemeyerek meçhullere sürükledim, helalleşelim” der veya demiştir. Bu helalleşmeye “iflas erteleme” dersek eğer bunun kaç örneği var veya hiç örneği var mı?

Paradigma iflasının, iflas erteleme girişiminde muhatap veya hakem kimdir?

İflas eden, paradigmanın kendisi olabilir, paradigmaya kaldıramayacağı kadar yük yükleyen haleflerin davranışları olabilir. Neticede bir iflas vardır ortada ve bununla ilgili iflas erteleme için nereye başvurulacaktır?

Bana göre burada iflas erteleme için, öncelikle paradigmayı bir kişinin kucağında büyüyen ve sihirli etkisi olan bir şey haline getirmemek ve sürekli onarılabilen, yenilenen, üzerinde çalışılabilen ayrıca değişmez kalıplara hapsedilmeyen bir araştırma ürünü olarak görmek gerekir. Çok iddialı vurgularla yola çıkmamak gerekir. “Varsa doğru o da bizim görüşümüz, diğerleri çöplük malı” dememek gerekir. Gerektiğinde özür dileyebilmek, bu özrü de toplumdan dilemek gerekir. İflas erteleme yolun sonu değil yeni bir başlangıç için samimi bir çırpınıştır, bilmek gerekir.

Günümüzde, paradigma dayatan ve paradigması iflas eden kişilerin önündeki tek yol gerçekle yüzleşerek iflas erteleme istemektir.

Bunu yapmıyor ya da yapamıyoruz. Yapsak, yapabilsek herkes kazanacak ve toplumsal yeni çıkışların da önü açılacaktır.

İflas erteleme yerine, biz yanlış yapmadık, bizi yanlış anlıyorlar, bu bizi istemeyenlerin işi, birileri bizi yanlışa sürükledi diye çevreye karşı söylenip duruyoruz.

Netice: Gençliğimiz, neslimiz, şehrimiz, ülkemiz ve insanlık için eyvah!



Bu yazı 408 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

NÜFUSU 10 BİNDE FAZLA OLAN BELDE BELEDİYELERİ YENİDEN KURULSUN MU ?


YUKARI