Bugun...
İnsan Hiç Düşünmüyor mu?


Elif Nisa
elif.trc@hotmail.com
 
 

İnsan önceden, hiç bir şey değilken, gerçekten bizim onu yaratmış bulunduğumuzu (hiç)
düşünmüyor mu? (Meryem Suresi,67)
Yaratılmış canlılar içinde yalnızca insan düşünme, karar alma, düşündüğünü uygulayabilme, plân
yapma, sonuç çıkarma gibi üstün zihinsel fonksiyonlara sahiptir. İnsan sadece tek bir an kendi
yaratılışını düşünse, nasıl mucizevî bir şekilde ve mükemmel bir tasarımla yaratıldığının farkına
varacak ve buna karşılık Rabbine olan bağlılığını göstermek için çaba harcaması gerektiğinin bilincine
erişecektir.
Tuz tanesi büyüklüğünde tek bir hücre olarak yaşamına başlayan insan, ardından bu hücrenin
milyarlarca kez çoğalması sonucu, mükemmel bir insan haline gelir. Ancak en önemlisi, insanın ‘hiçbir
şey değilken’, bir ruh kazanmış olmasıdır. Bir damla su önce embriyoya, sonra ‘bir çiğnemlik et
parçası’na, ardından bir bebek, sonunda da muhteşem sistemlerle tasarlanmış bir bedene sahip,
düşünebilen, konuşabilen, akledebilen bir varlık haline dönüşmüştür. Kısacası, Allah, insanı yoktan
inşa etmiş ve ona Kendi Ruhundan üflemiştir. Fakat insanların çoğu bu üstün yaratılış üzerinde
düşünmez ve Allah’tan uzak, gaflet içinde yaşar. Cahildir; aldanır, yanılır.
Ey insan, 'üstün kerem sahibi' olan Rabbine karşı seni aldatıp-yanıltan nedir? Ki O, seni yarattı,
'sana bir düzen içinde biçim verdi' ve seni bir itidal üzere kıldı. Dilediği bir surette seni tertib
etti. (İnfitar Suresi, 6-8)
Bir otomobil düşünelim. Çalışabilmesi için gerekli olan yakıtı, yağı, suyu, havası, ayrı ayrı yerlerden
otomobile konur. Ancak insanda öylesine mükemmel bir mekanizma vardır ki, tek yerden alınan
besinler, vücutta moleküler düzeyde ayrıştırılır ve muhteşem komplekslikte sistemler vasıtasıyla
gerekli yerlere iletilir. Bu bilinçli yönlendirme ve plân, Yüce Allah’ın üstün ve kusursuz yaratmasıdır:
"…Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir." (Müminun Suresi,14)
Her gün vücudunda yaklaşık 1 milyon kanser hücresi oluşan ve savunma sistemi bu hücreleri yok
eden insanın hiç düşünmeden, sürekli “ben” demesi âdeta mucizedir. Kendi mucizevi yaratılışını
unutarak, Allah'a karşı çarpık örnekler getirme çalışan kimselerin hayatları yanılgı içinde sürer.
Rabbine nankörlük etmek istemeyen kişi, kendisini günlük yaşamın akışına kaptırmaz, her an Allah'a
karşı sorumluluğunun bilincindedir. Bu sorumluluğu derin düşünmek, kişinin, dünyanın göz açıp
kapama kadar kısa süreli bir konaklama yeri olduğunu ve ahirette Yüce Rabbimizin karşısında,
dünyada yaptığı her şeyden sorgulanacağını asla unutmamasına vesile olur. Allah, Kur’an’da bu
konunun unutulmaması yönünde uyarıda bulunur:
Her bir nefsin hayırdan yaptıklarını hazır bulduğu ve her ne kötülük işlediyse onunla kendisi
arasında uzak bir mesafe olmasını istediği o günü (düşünün)…(Al-i İmran Suresi, 30)
İnsan ancak düşünerek Allah’ın yüceliğini, büyüklüğünü kavrar, derin düşündüğünde sevgisi ve
korkusu artar. Bütün bunlar, Allah’ın sınırlarını korumada ve hoşnutluğunu kazanmada onun
yardımcısı olacaktır.
Yüzeysel olmak kolaydır. Mümin ise derin düşünür; gördüğü ya da yaşadığı şeyin zâhirinde kalmaz.
Üzerinde yürüdüğümüz yollarda ayetler vardır; bu ayetleri görmemiz, üzerinde düşünmemiz gereklidir.
“Varım çünkü düşünüyorum” diyen insanın, bedeninde her saniye trilyonlarca bilgi işlenip
değerlendirilirken, bu hayranlık verici hızdaki mucizevî işlemlerde hiçbir rolünün ve hiçbir çabasının
olmadığını düşünememesi acayip değil mi?
Kâinat ve canlılık bilimsel delilleriyle “Allah var” derken, üzerinde düşünmeyen insan ne amaçla yaşar?
Ölümden sonra hayatı ne olacak? Toprak olacağını düşünüyorsa, insana verilmiş sonsuzluk
duygusunun karşılığı ne olacak? Kâbus değil mi bu?
Allah’ın varlığı çok keskin ve alabildiğine açıktır, sanatı muazzamdır. Allah’ın varlığını bilmek ancak
gücünü-kudretini düşünmemek ve lâkayt olmak, mümin için olacak şey değildir.

Rabbimiz sayılamayacak kadar çok nimet veriyor. Durmaksızın nefes alıyoruz, her organımız
mükemmel çalışıyor, kalbimiz vücudumuza sürekli kan pompalıyor. Ve bunların hiçbirinin işleyişinde
bizim bir rolümüz yok. Bütün bu mucizevî sistemleri sonsuz güç sahibi Allah idare ediyor. “Derin
düşünme, boğulursun” derler toplumda. İşte bütün bunları görmezden gelerek, inatla yüz çevirip
düşünmeyen insan, şeytanın sisteminde boğulur.
Çevremize bakmak değil, baktığımızı görmek, imanda derinleşme yönünde ufkumuzu açar,
tefekkürümüzü artırır. İman hakikatleri vesilesiyle gözler önündeki gaflet perdeleri kalkar, insan
kâinattaki teklik mührünü görür. Peygamberimiz(asm)’ın ifadesiyle dünyadaki Cennet olan marifetullahı
yaşar.
İnsan masasının üzerinde duran basit bir atacın bile bir amaçla yapılmış olduğunu düşünürse, kâinatta
ruha sahip tek varlık olan insanın da asla başıboş ve amaçsız olamayacağını anlayabilir. Yalnızca
düşünen insanlar Allah’ın gücünü gereği gibi kavrayabilir. Kur’an ayetlerindeki gibi; ancak düşünürse…
Bu iki grubun örneği; kör ve sağır ile gören ve işiten gibidir. Örnekçe bunlar eşit olur mu? Yine
de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz? (Hud Suresi, 24)



Bu yazı 343 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

NÜFUSU 10 BİNDE FAZLA OLAN BELDE BELEDİYELERİ YENİDEN KURULSUN MU ?


YUKARI