Bugun...


TÜRKİYE, DERİN AMERİKA’NIN NEDEN HEDEFİNDE?
ürkiye, ‘Derin Amerika’nın neden hedefinde? Bu sorunun cevabı Amerikan düşünce kuruluşu Stratfor’un 2015-2025 raporunda gizli.

TÜRKİYE, DERİN AMERİKA’NIN NEDEN HEDEFİNDE?
+ -

  Türkiye, ‘Derin Amerika’nın neden hedefinde? Bu sorunun cevabı Amerikan düşünce kuruluşu Stratfor’un 2015-2025 raporunda gizli.

Gayri resmi CIA olarak da adlandırılan, birçok önemli kuruluşa özel istihbarat sağlayan Stratfor, 2015 yılı başında yayınladığı 10 yıllık raporunda ilginç tespitlerde bulunmuştu.

Steratfor’un bu önemli tespitlerden birisi de “AB’nin biteceği, Rusya’nın dağılacağı, Türkiye’nin bölgesel güç olacağı, Çin’in ise komünist bir diktatörlüğe dönüşeceği” öngörüsü idi…

Dolayısıyla Türkiye içinde ve bölgemizde yaşananları belki de bu rapor göz önüne alarak değerlendirmek gerekiyor. Son dönemde artan terör saldırılarını, Ankara’nın tüm itirazlarına rağmen, PYD terör örgütünün ABD eliyle önünün açılması, “Türkiye DAİŞ’i destekliyor” kara propagandasıyla yapılmak istenilenin ne olduğu konusunda bu rapor önemli ipuçları veriyor. O da Staratfor’un öngörüsüne de yansıyan “Yükselen Türkiye”nin bir şekilde önüne geçmek.

İstikrarı, huzuru hedef alan terör saldırılarıyla, patlayan bombalarla, olmadı hendek siyasetiyle, olmadı diktatörleşme iddialarıyla, olmadı içerideki en organize, en kullanışlı yapı üzerinden yapılmak istenilen darbe ile Türkiye’nin yükselişinin önüne geçmek.

Kaynak: Beytullah Demircioğlu, Altınoluk Dergisi, 366. Sayı, Ağustos 2016


    BU KONULARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR


    ORTADOĞU’DA YENİ PLANLAR ESKİ OYUNLAR

    DARBE GİRİŞİMİ NEDEN AMERİKA’YI İŞARET EDİYOR?

    ABD VE RUSYA SURİYE’DE NE İSTİYOR?

    ABD VE RUSYA “PKK DEVLETİ”Nİ Mİ KURUYOR?

    İSLAM DÜNYASINDA NELER OLUYOR?

    NİJERYA’YI ELE GEÇİRME PLANI: ‘BOKO HARAM’

    SURİYE’DE ÇOK ULUSLU HESAPLAŞMA


***************************************************************************************


Derin Amerika'nın Türkiye derdi bu raporda gizli


Türkiye, ‘Derin Amerika’nın neden hedefinde? Bu sorunun cevabı Amerikan düşünce kuruluşu Stratfor’un 2015-2025 raporunda giz

Derin Amerika'nın Türkiye derdi bu raporda gizli

Orta Doğu'da güçlü, istikrarlı, boyun eğmeyen bir Türkiye fen arhalde rahatsız ediyor. Gayri resmi CIA olarak da adlandırılan, birçok önemli kuruluşa özel istihbarat sağlayan Stratfor, 2015 yılı başında yayınladığı 10 yıllık raporunda ilginç tespitlerde bulunmuştu.

Steratfor’un bu önemli tespitlerden birisi de “AB’nin biteceği, Rusya’nın dağılacağı, Türkiye’nin bölgesel güç olacağı, Çin’in ise komünist bir diktatörlüğe dönüşeceği”öngörüsü idi…

Dolayısıyla Türkiye içinde ve bölgemizde yaşananları belki de bu rapor göz önüne alarak değerlendirmek gerekiyor. Son dönemde artan terör saldırılarını, Ankara’nın tüm itirazlarına rağmen, PYD terör örgütünün ABD eliyle önünün açılması, “Türkiye DAİŞ’i destekliyor” kara propagandasıyla yapılmak istenilenin ne olduğu konusunda bu rapor önemli ipuçları veriyor. O da Staratfor’un öngörüsüne de yansıyan “Yükselen Türkiye”nin bir şekilde önüne geçmek.

İstikrarı, huzuru hedef alan terör saldırılarıyla, patlayan bombalarla, olmadı hendek siyasetiyle, olmadı diktatörleşme iddialarıyla, olmadı içerideki en organize, en kullanışlı yapı üzerinden yapılmak istenilen darbe ile Türkiye’nin yükselişinin önüne geçmek.


Kaynak: Beytullah Demircioğlu, Altınoluk Dergisi, 366. Sayı, Ağustos 2016
www.yeniakit.com.tr Haber Tarihi: 15 Ağustos 2016 Pazartesi 20:26 /
Kaynak:
YENİ AKİT GAZETESİ  

 
***************************************************************************************************************

Cuntaya ve Uluslararası Derin Güçlere Osmanlı Tokadı

Dünya Gündemi - Beytullah Demircioğlu

CSayı : 366 - Ağustos 2016


Türkiye, tarihinin en kritik, en hassas bir döneminden geçiyor. Bir tarafta bölgesel tehdit unsurları ve onlara karşı yürütülen amansız mücadele, diğer tarafta iç tehdit unsurlarının en az dış tehdit unsurları kadar hatta onun dahi önüne geçmiş olması gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Türkiye bir müddettir hem içeriden hem dışarıdan yürütülen kuşatma ile Mısırlaştırılmaya, Suriyeleştirilmeye, Irak gibi yönetilemez bir ülke haline getirilmeye çalışılıyor. İçerideki ve dışarıdaki taşeron terör örgütleri üzerinden teslim alınma tehlikesi ile karşı karşıya.

İşte, 15 Temmuz günü, dış bağlantılı olduğu kuşku götürmez darbe girişimi Türkiye’yi teslim almaya yönelik projeler silsilesinin en sonuncusuydu. Türkiye, 16 Temmuz gecesinin sabahına çok büyük bir felakete, kaosa hatta iç savaşa uyanabilirdi. Şayet, darbecilerin foyası erken ortaya çıkmasa, cuntacılar sabaha karşı değil de akşam saatlerinde harekete geçmek zorunda kalmasaydı. İşte o zaman iç savaşın içindeki bir ülke haline gelmemiz içten bile değildi. Türkiye tarihinin bu alçak darbe girişiminin ilk gününde 250’ye yakın masum insan katledildi. Ordu içindeki bu cunta şayet başarıya ulaşmış olsaydı daha sonraki günlerde estireceği terörün boyutlarının nereye varacağını düşünmek bile istemiyor insan. Evet ülkemiz kan gölüne dönmekten ucuz kurtuldu. Hamdolsun başaramadılar. Bu alçak darbe girişimi sonuçsuz kaldı. Türkiye, Sisi diktatörünün zulmü altında inim inim inleyen Mısır gibi olmanın kapısından döndü.  Kan gölüne dönen Irak ve Suriye olmaktan kurtuldu.

Hiç kuşkusuz darbe girişiminin başarısız kalmasında pek çok etken var. Ama en hayati rolü, tanklara karşı çıplak elle savaşan, bedenlerini darbecilerin kurşunlarına siper eden, genci, yaşlısı, kadını erkeği ile bir kahramanlık destanı yazan, kelimenin tam anlamıyla cesur yürek milletimiz oynadı. Vücutlarını tanklara siper ederek cansiperane mücadele eden kahramanlar, ülkemizi uçurumun kenarından aldılar.

Ve tabii cuntacıların hayatına kast ettiği Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarihi liderliği eşliğinde, Başbakan Binali Yıldırım’ın dirayetli yönetimi, milletin meclisinin bombalanmasına rağmen çalışmalarını sürdüren, iktidar partisinden muhalefetine siyasilerin, cunta karşısındaki dik duruşu, medyanın demokrasinin yayında yer alışı bu alçak darbenin boşa çıkmasında hayati rol oynayan diğer etkenlerdi.


Geride Kaldığını Düşündüğümüz Darbeler

Evet, darbelerin Türkiye için artık gerilerde kaldığını düşünüyorduk. Ancak o gerilerde kaldığını düşündüğümüz darbeler meğer o kadar da gerilerde değilmiş.

Mısır’da küresel işbirliği ile gerçekleştirilen darbenin Türkiye içinde devreye sokulacağı iddialarına kimse inanmak istemiyordu. Türkiye ile Mısır’ın şartlarının farklı olduğu söyleniyordu.

Kimi Ortadoğu ve Latin Amerika ülkelerinde olabileceğini düşündüğümüz görüntülerin bir gün kendi ülkemizde de müşahede edebileceği kimin aklına gelirdi ki?

İnsanların kuş gibi avlandığı, tankların paletleri altında ezildiği görüntülerin ancak Sisi’nin Mısır’ına, eli kanlı Esed’in Suriye’sine has olabileceğini zannettik.

Darbe senaryolarına dair dillendirilenler konusunda; “Herhalde o kadarda ileri gitmezler” diye hüsnü zanda bulunmuştuk.

Meğer bizim içimizde de halkına kurşun yağdıracak kadar vahşileşebilen, bu konuda Sisi’nin katliamcı askerleriyle, Hüsnü Mübarek’in mürtezekalarıyla yarışabilecek insan müsveddelerimiz varmış.

Meğer bu alçak cuntacılar, varil bombalarıyla halkını katleden Esed’in Şebbihaları gibi tankları kendi halkının üzerlerine sürecek, savaş uçaklarıyla kendi meclisini bombalayacak kadar izanını kaybetmişler. Teröre karşı gecesini gündüzüne katan, canını ortaya koyan kendi polisine bile uçaktan ölüm yağdırabilecek kadar ihanet içerisindeymişler. Silah arkadaşlarını arkadan vurabilecek kadar kahpe tıynetteymişler…

Meğer bizim darbeci androidler de küresel terör örgütleri, DAİŞ ve Haşdi Şabi’nin,  mankurtlaştırılmış, zihinleri köreltilmiş, dümura uğratılmış teröristleri gibi masum insanları tankların paletleri altında ezebilecek kadar vicdan yoksunuymuş…

Hani ne derler ülke olarak verilmiş sadakamız varmış. Evet gerçekten bu darbe girişiminin ülkemize faturası çok ağır oldu. 246 vatandaşımızı darbeci teröristlere kurban verdik. Yüzlerce yaralımız var.  Ancak ya başarmış olsalardı diye düşündüğümüzde verilmiş sadakamız varmış diyor insan. Allah Teâla, ümmetin mazlumlarının sığınağı haline gelen ülkemizi, o mazlumların, o gariplerin duası hürmetine korudu Allahu âlem.


Darbede
“Derin Amerika” Etkisi

Darbenin arkasında kim ya da kimler var? Dış destek söz konusu mu?

Darbenin yönetiminin merkez üssü Türkiye’de mi yoksa dışarıda mıydı?

İlk komutu kim verdi, ordu içine sızmış terör örgütünün üst aklı mı, yoksa dışarıdaki uluslararası üst akıl mı? Kim kimi kullandı?

Darbe girişimi ne zaman tasarlandı? Neden şimdi düğmeye basıldı? Bunda Türkiye’deki iç dengeler mi yoksa dış gelişmeler mi etkili oldu? Yoksa her ikisi birden mi?

Tüm bunlar başarısız darbe girişimi sonrası gündeme gelen sorulardan bir kaçı. Bu çerçevede en çok gündeme gelen en can alıcı soru ise başarısız kalan bu darbe girişimi ABD patentli miydi?

Türkiye’deki sıradan vatandaştan siyasi analistlere varıncaya kadar neredeyse herkes “Darbenin arkasında kim var?” sorusuna iki çevreyi işaret ederek cevap verdi;  Paralel yapı ve onun arkasındaki ülke olarak ABD. Yerli yabancı birçok siyasi analizde darbenin arkasında bu konuda sicili oldukça kabarık CIA’nın olabileceği ihtimaline dikkat çekildi.


Parmaklar neden
Amerika’yı işaret ediyor?

İşte bu noktada pek çok gerekçe sıralandı. Darbe girişiminin arkasındaki yapının liderinin ABD’de koruma altında olması başlı başına ABD’yi olağan şüpheli kılıyor. Darbe teşebbüsünün ilk kritik saatlerinde ABD yönetiminin sessizliğini koruması, ilerleyen saatlerde daha temkinli bir dil kullanması, darbe karşıtı açıklamalarını ise ancak darbenin başarısız olacağının belli olmasından sonra yapması, Washington yönetiminin darbe karşıtlığı konusundaki samimiyetinin sorgulanmasına sebep oldu.

ABD’deki Fethullah Gülen’e bağlı bir güruhun aylardan beri yürüttükleri kara propaganda ve dezenformasyon bu darbenin arkasında ABD’nin olduğu kanaatini güçlendiren sebeplerden bir diğeri idi. ABD’li eski siyasilerden ve yazarlardan müteşekkil neocon güruh, uluslararası arenada, Türkiye’de darbenin alt yapısının oluştuğu yönünde bir algı operasyonu yürüttüler.

Özellikle Foreign Policy gibi neoconların etkili olduğu ABD’nin önde gelen yayın organlarında, Washington yönetimine yakın isimler “Erdoğan’ın ABD çıkarları için tehlike oluşturduğu!” iddiasıyla Türkiye’de darbe yapılması gerektiğini açık açık savundular. ABD’nin eski başkan yardımcısı Dick Cheney’nin danışmanı John Hannah bunlardan biriydi mesela.

Darbe girişiminden yani 15 Temmuz’dan bir hafta önce, Pentagon’a ve başkan George W. Bush’a Türkiye konularında danışmanlık yapan diğer neocon Michael Rubin bu taifeden bir diğeri. Rubin, American Enterprise Institute (AEI) için kaleme aldığı makalede şunları dile getiriyordu:

“Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koyarsa demokrasiyi hançerlemiş olmaz.” Peki neden olmazmış? Çünkü “Halihazırda Türkiye’de demokrasi yokmuş. “Gazetecilere hukuksuz muameleler yapılıyormuş.” Başka, “Gezi ve Fethullah Gülen Cemaati’nden intikam alınmak isteniyormuş. “Ordu mensupları yalan yanlış delillerle hedef alınıyormuş.” Hani amiyane ifadeyle yerseniz. Yaptıkları şey bir darbenin alt yapısın oluşturmak. Tamamen algı operasyonu.

Mısır’da darbeci Sisi’nin suç ortağı, ona sürekli hayat öpücüğü veren neocon çevrelerin bir başka ifade ile “Derin Amerika”nın derdinin demokrasi olmadığı herkesçe malum. Onların derdi Türkiye’yi yönetebildikleri bir ülke haline getirmek. Tıpkı Sisi’nin Mısır’ı gibi. Mısır’da başardıklarını Türkiye’de de başarmak için yoğun bir çaba içerisindeler.

Bu hedef doğrultusunda yapıp ettikleri, “Erdoğan’ın diktatörleştiği, terör örgütü DAİŞ’e destek verdiği” yönündeki algı yönetimi ile de sınırlı değil. PKK terör örgütünün hendek siyasetinin fikir babalığından tutun da, DAİŞ’inden PYD’sine bilumum terör örgütlerinin harekete geçirilmesinde de “Derin Amerika”nın parmağı olduğu kanaatini paylaşmayan neredeyse kimse yok gibi.


Türkiye, Derin Amerika’nın Neden Hedefinde?

Bu sorunun cevabı Amerikan düşünce kuruluşu Stratfor’un 2015-2025 raporunda gizli. Gayri resmi CIA olarak da adlandırılan, birçok önemli kuruluşa özel istihbarat sağlayan Stratfor, 2015 yılı başında yayınladığı 10 yıllık raporunda ilginç tespitlerde bulunmuştu. Steratfor’un bu önemli tespitlerden birisi de “AB’nin biteceği, Rusya’nın dağılacağı, Türkiye’nin bölgesel güç olacağı, Çin’in ise komünist bir diktatörlüğe dönüşeceği” öngörüsü idi…

Dolayısıyla Türkiye içinde ve bölgemizde yaşananları belki de bu rapor göz önüne alarak değerlendirmek gerekiyor. Son dönemde artan terör saldırılarını, Ankara’nın tüm itirazlarına rağmen, PYD terör örgütünün ABD eliyle önünün açılması, “Türkiye DAİŞ’i destekliyor” kara propagandasıyla yapılmak istenilenin ne olduğu konusunda bu rapor önemli ipuçları veriyor. O da Staratfor’un öngörüsüne de yansıyan “Yükselen Türkiye”nin bir şekilde önüne geçmek. İstikrarı, huzuru hedef alan terör saldırılarıyla, patlayan bombalarla, olmadı hendek siyasetiyle, olmadı diktatörleşme iddialarıyla, olmadı içerideki en organize, en kullanışlı yapı üzerinden yapılmak istenilen darbe ile Türkiye’nin yükselişinin önüne geçmek.

Darbe Başarılı Olsaydı


Nasıl Bir Türkiye Nasıl Bir Ortadoğu Olacaktı?

Şayet bu darbe başarılı olsaydı, Türkiye’nin, istikrarsızlaşan, yönetilemeyen, peşi sıra da bölünmeye doğru sürüklenen bir ülke olacağını tahmin etmek zor değil.

Bölgemiz açısından ise bakıldığında haritaların yeniden şekillendiği mevcut konjonktürde, darbe süreçleri diğer bölge ülkeleriyle devam edecekti. Bu noktada Kuzey Irak, S. Arabistan ve Katar hedef ülkeler olacaktı. Bölgenin tamamen kaosa sürüklenmesiyle bölünmeler hızlanacaktı. İşte Türkiye, iktidarı, muhalefeti, medyası ve tabii milletinin kahramanca direnişle darbeyi boşa çıkartarak aynı zamanda tüm Ortadoğu’yu çok derinden etkileyecek bir kaos planının da önüne geçmiş oldu.


Darbeye Kör Batı Basını ve Arap Dünyasının Tutumu

Pek çok Batılı başkent gibi, Batı medyasının önemli bir bölümü de akıl tutulması yaşadı. Darbenin başarısız kalması karşısında adeta derin hayal kırıklığına düştüler. Darbeyi görmeyen, cuntacı askerlerin katlettiklerini, halkın bu darbe karşısındaki kahramanlığını gözlerden kaçırmak isteyen Batı medyasının çok önemli bölümü kimi Batılı siyasiler gibi darbe sonrası kitlesel tasfiyelerden duydukları kaygıları ön plana çıkardılar.

Yazar: Beytullah Demircioğlu / Altınoluk Dergisi




Bu haber 309 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
SON YORUMLANANLAR HABERLER
SON HABER YORUMLARI
YUKARI