Bugun...



MİRAÇ İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER

Miraç nedir, ne anlama gelir? Miraç kandili ne demektir? Miraç ile ilgili ayet ve hadisler.

facebook-paylas
Güncelleme: 29-03-2020 02:26:38 Tarih: 21-03-2020 16:02

MİRAÇ İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER

                              

                İbadet Hayatımız NE NEDİR?

 

Miraç nedir, ne anlama gelir?

Miraç kandili ne demektir?

Miraç ile ilgili ayet ve hadisler.

 

Miraç, Hz. Peygamber’in Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya, oradan da göğe yaptığı yolculuğu ifade eder.

 

MİRAÇ NEDİR? - Miraç Ne Demek?

Sözlükte “yukarı çıkmak, yükselmek” anlamındaki urûc kökünden türemiş bir ism-i âlet olan mi‘râc kelimesi “yukarı çıkma vasıtası, merdiven” demektir. Terim olarak Hz. Peygamber’in göğe yükselişini ve Allah katına çıkışını ifade eder. Olay, Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya gidiş ve oradan da yükseklere çıkış şeklinde yorumlandığından kaynaklarda daha çok “isrâ ve mi‘rac” şeklinde geçerse de Türkçe’de mi‘rac kelimesiyle her ikisi de kastedilir.

MİRAÇ İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER

İslâmî kaynaklarda genellikle ele alındığı şekliyle mi‘rac hadisesi iki safhada meydana gelmiştir. Resûl-i Ekrem’in bir gece Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya yaptığı yolculuğa isrâ, oradan göklere yükselmesine mi‘rac denilmiştir. Literatürdeki bu ayırım her iki terimin naslarda zikredilmesinden ileri gelmektedir. Sery (geceleyin yürüme, gece yolculuğu yapma) kökünden türeyen isrâ’ Kur’an’da mâzi sîgasıyla yer almış ve sûreye ad olmuştur. Buna göre Allah, kudretinin işaretlerini göstermek için kuluna (Hz. Peygamber) Mescid-i Harâm’dan çevresi mübarek kılınan Mescid-i Aksâ’ya geceleyin bir seyahat yaptırmıştır. (el-İsrâ 17/1) Mi‘rac kelimesi Kur’an’da geçmemekle birlikte çoğul şekli olan meâric “yükselme dereceleri” mânasında Allah’a nisbet edilmiştir (el-Meâric 70/3). Ayrıca “merdiven” anlamında meâric bir âyette ve urûc kökünden türemiş fiiller çeşitli âyetlerde yer almaktadır (M. F. Abdülbâkī, el-Mucem, “arc” md.).

 

Semaya yükseliş tasavvuru eski Hint ve İran mitolojileriyle diğer dinlerde de mevcuttur. Yahudi geleneğinde İdrîs, İbrâhim, Mûsâ ve İşâyâ gibi peygamberlerle bazı tarihî şahsiyetlerin yeryüzünden ilâhî âlemlere çıktığına inanılır. Özellikle melek Yahoel tarafından semavî bir vasıtayla bulut içinde göğe yükseltilen Hz. İbrâhim’in rabbinin tahtını müşahede edişiyle ilgili tasvirlere sonraki yahudi literatüründe rastlanmaktadır. Hıristiyanlık inancına göre Hz. Îsâ çarmıha gerildikten sonra mezarından çıkıp ilâhî âleme yükselmiştir (Matta, 28/1-7 Markos, 16/19). Ayrıca Pavlus’un Kudüs’e doğru giderken melek eşliğinde göğe yolculuk yaptığı rivayet edilir (Gündüz v.dğr., s. 59-60).

 

Hadis kaynakları ile siyer ve delâil kitaplarında isrâ ve mi‘racla ilgili birçok rivayet mevcuttur. Buhârî ve Müslim’de yer alan rivayetlerin ortak noktalarına göre olay şu şekilde cereyan etmiştir: Bir gece Resûlullah, Kâbe’de Hicr veya Hatîm denilen yerde iken -bazı rivayetlerde uykuda bulunduğu sırada veya uyku ile uyanıklık arası bir halde- Cebrâil geldi göğsünü açtı, zemzemle yıkadıktan sonra içine iman ve hikmet doldurup kapattı. Burak adlı bineğe bindirip Beytülmakdis’e götürdü. Resûl-i Ekrem Mescid-i Aksâ’da iki rek‘at namaz kılıp dışarı çıktığında Cebrâil biri süt, diğeri şarap dolu iki kap getirdi. Resûlullah süt dolu kabı seçince Cebrâil kendisine “fıtratı seçtin” dedi, ardından onu alıp dünya semasına yükseltti.

 

Semaların her birinde sırasıyla Âdem, Îsâ, Yûsuf, İdrîs, Hârûn ve Mûsâ peygamberlerle görüştü nihayet Beytülma‘mûr’un bulunduğu yedinci semada Hz. İbrâhim’le buluştu. Sidretü’l-müntehâ denilen yere vardıklarında yazıcı meleklerin kalem cızırtılarını duydu ve Allah’ın huzuruna çıktı. Burada Cenâb-ı Hak elli vakit namazı farz kıldı. Dönüşte Hz. Mûsâ, elli vakit namazın ümmetine ağır geleceğini söyleyip Allah’tan onu hafifletmesini istemesini tavsiye etti. Namaz beş vakte indirilinceye kadar Hz. Peygamber’in huzûr-i ilâhîye müracaatı ve Mûsâ ile diyalogu devam etti (Buhârî, “Śalât”, 1, “Tevĥîd”, 37, “Enbiyâǿ”, 5, “Bedǿü’l-ħalķ”, 7, “Menâķıb”, 24, “Menâķıbü’l-enśâr”, 42 Müslim, “Îmân”, 259, 262-263, “Feżâǿil”, 164 değerlendirme için aş.bk.).

Bir rivayete göre Resûl-i Ekrem’e mi‘racda Bakara sûresinin son âyetleri indirilmiş ve Allah’a ortak koşmayanların affedileceği müjdesi verilmiştir (Müsned, I, 422 Müslim, “Îmân”, 279). Ancak bazı âyetlerin ayrı olarak nâzil olmasının Kur’an’ın Cebrâil tarafından indirilmesi gerçeğine aykırı düşeceği ve bu tür rivayetlerin âyetlerin faziletine hamledilmesi gerektiği belirtilmiştir (Akpınar, sy. 1 [1996], s. 95-101).

Mi‘racla ilgili rivayetlerde bazı farklılıklar mevcuttur. Meselâ sahih rivayetlerin bir kısmında doğrudan Mescid-i Harâm’dan semaya yükseliş anlatılır (Buhârî, “Śalât”, 1 “Tevĥîd”, 37 “Enbiyâ”, 5 “Bedü’l-ħalķ”, 7). Ancak isrâ ve mi‘racın aynı gecede gerçekleştiği kabul edilip rivayetlerin bütünü göz önüne alındığında Resûl-i Ekrem’in Mescid-i Aksâ’ya uğradığı ve burada içlerinde İbrâhim, Mûsâ ve Îsâ’nın da bulunduğu peygamberler topluluğuna namaz kıldırdığı anlaşılmaktadır (Müslim, “Îmân”, 259 İbn Hişâm, II, 37-38).

Diğer bazı haberlere göre de Resûlullah olayı Mekke’de haber verdiği zaman Kureyş kabilesi kendisini yalanlayıp Mescid-i Aksâ hakkında sorular sorunca Allah ona mescidi göstermiş ve böylece sorulara cevap vermiştir (Müsned, I, 309 Buhârî, “Menâķıbü’l-enśâr”, 41). Mi‘racla ilgili haberlerde mevcut ayrıntılı tasvirler arasında (meselâ bk. Beyhakī, II, 362, 398) zayıf rivayetlerin bulunduğu bildirilmektedir. (İbn Kesîr, Tefsîrü’l-Ķurǿân, III, 22)

Kaynaklarda mi‘racın vukuu hakkında bazı tarihler verilmekle beraber (Nüveyrî, XVII, 283-284 Kastallânî, VI, 3-4) en sahih kabul edilen rivayet bunun müslümanların Birinci ve İkinci Habeşistan hicretlerinden sonra, Hz. Hatice ve Ebû Tâlib’in vefatlarını takip eden dönemde hicretten bir yıl önce meydana geldiği şeklindeki nakildir (İbn Kesîr, es-Sîre, II, 93, 107). Rebîülevvel veya ramazan ayından bahseden rivayetler varsa da müslümanların çoğunluğu mi‘racı Receb ayının 27. gecesinde kutlamaktadır.

Mi‘rac hadisesinde önemli yer işgal eden Mescid-i Aksâ’nın hangi mescid olduğu hususunda âyetlerde açıklama yapılmamış, sadece çevresinin mübarek kılındığı belirtilmiştir. Mescid-i Aksâ’nın “uzak mescid” anlamına geldiği halbuki Kur’an’da Filistin için “edne’l-arz” (en yakın yer) ifadesinin kullanıldığı (er-Rûm 30/3) belirtilerek Mescid-i Aksâ’nın semavî bir mescid olması ihtimali üzerinde durulmakla birlikte (Muhammed Hamîdullah, I, 93), hem tarihî veriler hem de âyetteki ifadeler dikkate alındığında söz konusu mâbedin tarihî bir gerçekliğinin bulunduğu anlaşılmaktadır. O dönemlerde mescidin mevcut olmaması daha önceleri Kudüs’te Mescid-i Aksâ’nın bulunmadığını göstermediği gibi Mescid-i Aksâ’nın müslümanların ilk kıblesi olduğu da bilinen bir husustur.

Bir hadiste de belirtildiği gibi Resûlullah dönemindeki Kâbe Hz. İbrâhim’in kurduğu binadan farklıdır (Buhârî, “Ĥac”, 42 Müslim, “Ĥac”, 398-405). Öyle anlaşılıyor ki semavî dinlerde tevhid inancı açısından ibadetlerin ifası sırasında müminlerin yöneldiği mekân (kıble) bir amaç değil bir araçtır. Bu mekânın üzerindeki binanın yüzyıllar içinde yıkılıp yeniden yapılması veya zaman zaman mevcut olmaması mekânın mânevî konumunu etkilemez.

 

MİRAÇ BEDENEN Mİ YOKSA RUHEN Mİ GERÇEKLEŞTİ?

İsrâ ve mi‘racın mahiyetine yönelik en önemli tartışma onun bedenen mi yoksa ruhen mi gerçekleştiği konusundadır. Kelâm ve hadis âlimlerinin çoğu olayın bedenen ve uyanık halde gerçekleştiği görüşünü benimsemiştir. Buna göre âyette geçen “abd” kelimesinden ruhbeden bütünlüğüyle Hz. Peygamber kastedilmektedir âyetin zâhirini te’vil etmeyi gerektiren bir sebep yoktur. Âyetin başındaki tenzih (sübhâne) ifadesi de olayın azametine işaret eder. İsrâ ve mi‘rac rüyada gerçekleşmiş olsaydı bu sıradan bir hadise olur, Kureyşliler de onu inkâr etmezdi. Ayrıca, “Sana gösterdiğimiz rüya-yı ... insanlar için bir imtihan vesilesi yaptık” meâlindeki âyette (el-İsrâ 17/60) yer alan “rüya” kelimesi gözle görmeyi ifade eder eğer uyku halinde görülen rüyayı belirtseydi bu bir imtihan vesilesi sayılmazdı.

Abdullah b. Abbas’ın kelimenin “gözle görme” demek olduğunu vurgulaması da (Buhârî, “Menâķıbü’l-enśar”, 43 “Tefsîr”, 17/9) bu yorumu destekler. İsrâ ve mi‘rac konusunda Hz. Âişe ve Muâviye b. Ebû Süfyân’dan rivayet edilen farklı yorumları da değerlendiren âlimler söz konusu rivayetlerin hadis tekniği açısından problemler taşıdığını ileri sürmüştür (Kurtubî, X, 208 Kestelî, s. 174-175 Mustafa Sabri, IV, 199).

 

Mi‘racın ruh ve bedenle gerçekleştiğini savunanlar bu hususta bazı aklî deliller de getirmeye çalışmışlardır. Fahreddin er-Râzî, güneş ve gezegenlerin büyük kütlelerine rağmen çok hızlı hareket edebildiklerini söyleyerek Allah’ın dilemesi halinde başka bir varlığın da benzeri bir hıza ulaşmasının mümkün olduğunu ileri sürer. Ona göre Hz. Peygamber’in mi‘raca yükselişi ihtimal dışı görülürse Cebrâil’in inişine de aynı şekilde bakmak gerekir (Mefâtîĥu’l-ġayb, V, 542).

İslâm filozofları, gök cisimlerinin nüfuz edilmesi imkânsız kütleler halinde oluşundan hareketle mi‘racın bedenen gerçekleşmesine itiraz etmişlerse de bu itirazları tutarsız bulan kelâmcılar bütün cisimlerin aynı özellikte ve yapıda olduğunu, bir cisim için geçerli olan durumun diğerleri için de geçerli sayılacağını söyler (Teftâzânî, s. 174-175). Mi‘racın bedenen meydana geldiğini temellendirme sırasında kelâmcılar konunun daha çok Allah’ın irade ve kudreti dahilinde oluşuna ağırlık vermiştir. Bu çerçevede yapılan yorumlar meseleyi insan aklının anlayabileceği bir seviyeye indirgemeye dayanmaktadır. Ancak mu‘cize anlamında ilâhî âyetlerden olan bu hadiseyi tamamen aklî çerçeveye sokmak kolay değildir (Elmalılı, V, 3150).

İsrânın ruhen gerçekleştiği görüşünü benimseyen âlimler Hz. Âişe’nin, “Resûlullah’ın bedeni yerinden ayrılmamış, o ruhuyla yolculuk yapmıştır” ve Muâviye’nin, “İsrâ Allah’tan gelen sadık bir rüyadan ibarettir” şeklindeki beyanları ve Hasan-ı Basrî’nin bu görüşe itiraz etmemesini delil kabul etmişlerdir (İbn İshak, s. 275 İbn Hişâm, II, 40-41). Bu âlimlere göre Buhârî ve Müslim’de yer alan, “uyku ile uyanıklık arası bir halde iken, yatağımda uzanmış yatıyorken, uyurken” şeklindeki ifadeler de bunu göstermektedir (yk.bk.). Âyette geçen “abd” kelimesi de sadece ruhu anlatır, zira insan bedeninin unsurları devamlı değiştiği halde değişmeyen ruhtur.

İsrânın ruhen gerçekleşmesinin olağan üstü bir hadise sayılamayacağı iddiasına da temas eden bu görüş sahipleri mi‘racın fevkalâde bir hadise olup her ruha nasip olmadığını belirtirler (Fahreddin er-Râzî, IV, 544-545). Bunların en önemli delili ise İsrâ sûresinin 60. âyetinde geçen “rüya” kelimesidir. Âyet isrâ olayıyla ilişkilendirilerek rüyanın gözle görmeyi değil düşte görmeyi ifade ettiği sonucuna varılmıştır (Süyûtî, s. 55).

İbn Kayyim el-Cevziyye mi‘racın rüyada gerçekleşmesiyle ruhen gerçekleşmesi arasındaki farka dikkat çeker. Ona göre Hz. Âişe ve Muâviye bu olayın uykuda değil ruhen vuku bulduğunu söylemişlerdir. Uyuyan kimsenin gördükleri uyanıkken duyularıyla algıladığı şeylerin örneklerinden ibaret olur böylece gökyüzüne çıkarıldığını görür, ancak ruhu yükseltilmez. Resûlullah’ın yükseltildiğini kabul eden iki gruptan biri ruh ve bedenle, diğeri ise bedeni olmadan ruhuyla mi‘raca çıktığını söylemiştir.

İkinci grup mi‘racın uykuda gerçekleştiğini ileri sürmemiş, ruhun bizzat yolculuk yaptığını kastetmiştir (Zâdü’l-meǾâd, III, 40). Mi‘racı ruhanî olarak yorumlayan Şah Veliyyullah ed-Dihlevî ise ruh âlemiyle maddî âlem arasında bağlayıcı bir âlemin (berzah) bulunduğunu, mi‘racın da bu âlemde bir yolculuk olduğunu belirtmiştir (Ĥüccetullāhi’l-bâliġa, I, 115-116).

Çağdaş birçok müellif de isrâ ve mi‘racın ruhen gerçekleştiği kanaatindedir. Mi‘racın bedenî olduğunu ileri sürenlerin delillerini zayıf bulan Şiblî Nu‘mânî, İsrâ sûresinin ilk âyetinde yer alan “abd” kelimesinin ruha atfedilebileceğini söyler. Ona göre insan bedeni her an değişikliğe uğramaktadır, kalıcı olan ruhtur. Ayrıca mi‘rac olayında geçen Mescid-i Aksâ’nın dışındaki mekân ve hadiseler bu varlık alanına değil ruhanî âleme aittir. Dolayısıyla bu tecrübe ruhun maddî unsurlardan sıyrılarak melekût âlemine yaptığı bir yolculuktur. İsrâ sûresinin 60. âyetinde söz konusu edilen rüyanın insanlar için bir imtihan vesilesi olarak gösterilmesi de Şiblî’ye göre mi‘racın uyanık halde gerçekleşmesini zorunlu kılmaz. Zira bir şeyin imtihan konusu yapılması onun mutlaka olağan üstü sayılmasını gerektirmez (İslâm Tarihi: Asr-ı Saâdet, II, 438-444).

Muhammed Hamîdullah da rivayetlerde geçen, “Uyku ile uyanıklık arası bir durumda idim” ifadesinden hareketle bu seyahatin Hz. Peygamber’in tam şuur halinde, fakat ruhunun hâkimiyeti altında gerçekleştiğini söyler (İslâm Peygamberi, I, 92).

Kaynaklarda isrâ ve mi‘racın Hz. Peygamber’in hayatında kaç defa gerçekleştiği meselesi de önemli bir yer tutmaktadır. Bunun sebebi rivayetlerde ortaya çıkan tarih, tasvir ve bilgi farklılıklarıdır. Bazılarına göre isrâ biri uyanıkken diğeri de uyku halinde olmak üzere iki defa meydana gelmiştir. Diğer bir görüş her ikisi de uyanık olduğu halde bedenle gerçekleştiği yönündedir. Bunlardan ilki Mescid-i Aksâ’ya, diğeri önce Mescid-i Aksâ’ya, oradan da semaya kadar olanıdır. Bir kısmına göre ise üç defa veya daha fazla meydana gelmiş, bunların biri ruh ve bedenle uyanıkken, diğerleri uyku halinde olmuştur. İsrânın bir defa uyanıkken bedenle, mi‘racın ise bir defa ruhen gerçekleştiği telakkisi de mevcuttur. Ancak çoğunluğun görüşü her ikisinin de aynı gecede vuku bulduğu yönündedir (İbn Ebü’l-İz, s. 85-86 İbn Hacer, VII, 238 Süyûtî, s. 54-55).

İbn Kayyim el-Cevziyye, ihtilâfın farklı rivayetlerin lafızlarına takılıp kalan zayıf nakilcilerden ileri geldiğini söyledikten sonra mi‘racın birden fazla vuku bulduğu kabul edilirse her defasında elli vakit namazın farz kılınmasını açıklamanın mümkün olmadığını kaydeder (Zâdü’l-meǾâd, III, 42).

Hz. Peygamber’in mi‘racda Allah’ı görüp görmediği meselesi, onun sidretü’l-müntehâda “iki yay ucu aralığı kadar” (kābe kavseyn) Allah’a yaklaştığını ve O’nu gördüğünü bildiren âyetlere dayanır (en-Necm 53/7-14). Bu âyetlerde söz konusu edilen yaklaşmanın kimlerin arasında meydana geldiği ve Resûl-i Ekrem’in kimi gördüğü hususu iki şekilde anlaşılmaktadır. Sahâbeden Hz. Âişe, Abdullah b. Mes‘ûd, Ebû Zer el-Gıfârî, Ebû Hüreyre tâbiînden Mücâhid b. Cebr, Hasan-ı Basrî, Katâde b. Diâme, Rebî‘ b. Enes ve müfessirlerin çoğu yaklaşma hadisesinin Hz. Peygamber ile Cebrâil arasında gerçekleştiğini kabul eder (Taberî, XXVII, 44-45 İbnü’l-Cevzî, VIII, 66). Diğer görüş ise yaklaşmanın doğrudan Allah’la Resûl-i Ekrem arasında meydana geldiği şeklindedir. Enes b. Mâlik’ten Şerîk b. Abdullah yoluyla gelen mi‘rac rivayeti buna delil teşkil etmektedir (Buhârî, “Tevĥîd”, 37). Ancak hâfızası zayıf olduğu bilinen Şerîk’in nakledilen metni tam koruyamadığı bilinmektedir (İbn Hacer, XII, 492).

 

Rivayetlerde sidretü’l-müntehâya sadece peygamber ve meleklerin ulaşabildiği ve orayı geçmenin yalnız Resûlullah’a mahsus olduğu kaydedilir (Süyûtî, s. 76). Ancak İslâm âlimleri, Allah ile Resulü arasında böyle bir yakınlaşmanın açıkça tecessüme delâlet ettiğini ve ilgili metinlerin zaptı doğru olsa bile zâhirî mânalarıyla kabul edilemeyeceğini belirtmişlerdir. Allah’ın Peygamber’e veya Peygamber’in Allah’a yaklaşması mekân ve mesafe kavramlarıyla değil Resûl-i Ekrem’in derece ve makamının yükselmesi, duasının kabulü ve çeşitli nimetlere mazhar kılınmasıyla açıklanmalıdır (Kādî İyâz, I, 205).

Bu yaklaşmanın mi‘rac gecesinde gerçekleşmesi ihtimaline bağlı olarak o gece Hz. Peygamber’in Allah’ı görüp görmediği konusunda da görüş ayrılığı meydana gelmiştir. Rü’yeti kabul etmeyenlerin başında Hz. Âişe ve Abdullah b. Mes‘ûd gelmektedir. Rivayete göre Ebû Zer el-Gıfârî Resûlullah’a, “Rabbini gördün mü?” diye sormuş, Resûlullah da, “O bir nurdur, nasıl görebilirim?” demiştir (Müslim, “Îmân”, 291-292). Hz. Âişe, Muhammed’in rabbini gördüğünü ileri süren kimsenin Allah’a iftira etmiş olacağını söylemiş, görmeyle ilgili âyetleri de (en-Necm 53/13-14 et-Tekvîr 81/23) Resûlullah’ın, “O görülen sadece Cibrîl idi” hadisiyle açıklamıştır (Buhârî, “Bedü’l-ħalķ”, 7 Müslim, “Îmân”, 283, 287). Hz. Âişe, Allah’ın -bu âlemde- görülemeyeceğine delâlet eden iki âyeti de (el-En‘âm 6/103 eş-Şûrâ 42/51) delil olarak zikretmiştir. Rü’yeti savunanlar görmenin şekli hususunda farklı yorumlar yapmışlardır. Bir kısmı Hz. Peygamber’in rabbini kalp gözüyle, bir kısmı da beden gözüyle gördüğünü ileri sürmüştür (Müslim, “Îmân”, 284, 285). Bu konudaki ilâhî beyanların bağlamı ve onların ilk nâzil olan âyetler arasında bulunduğu hesaba katıldığında yaklaşma ve görmenin Cebrâil’in kendisi ve onun vahiy getirmesiyle ilgili olduğu anlaşılır. Necm sûresi İsrâ sûresinden önce nâzil olduğuna, isrâ ve mi‘rac da aynı gecede meydana geldiğine göre yaklaşma ve görmeyi ilgilendiren âyetle mi‘rac olayı doğrudan bağlantılı değildir (Elmalılı, V, 3152).

MİRAÇ MUCİZESİ

İlgili âyet ve hadislerden isrâ ve mi‘racın bedenen veya ruhen gerçekleştiği sonucunu çıkarmak mümkündür. Ancak başta Buhârî ve Müslim olmak üzere mûteber kaynaklarda yer alan hadiseler içinde Hz. Peygamber’in göğsünün yarılması, buraka bindirilerek yedi kat semaya ve ötesine götürülmesi, süt ve şarap kadehlerinden birini tercih etmesinin istenmesi, elli vakit namazın beşe indirilmesi gibi hususların ortaya konuluş biçimi mi‘racın ruhen gerçekleştiği görüşünü desteklemektedir.

Mi‘rac, kelâm âlimleri tarafından mûcize olarak kabul edilmekle birlikte kelâm eserlerinin birçoğunda olayın Hz. Peygamber’in hissî mûcizeleri arasında zikredilmemesi dikkat çekicidir. Öte yandan hissî mûcizelerin vuku buluşunun amacı açısından insanlar tarafından müşahede edilmesi gerekirken mi‘rac sadece Resûlullah’ın müşahedesi olup Kur’an ve hadisin haber vermesiyle bilinmektedir. Mûcizenin tanımı ve nübüvveti ispat etme fonksiyonu yönünden bakıldığında mi‘racın, klasik mûcize ölçüleri dışında Hz. Peygamber’in mânevî dünyasında gerçekleşip itminan ve güç veren olağan üstü bir hadise niteliği taşıdığı anlaşılır.

Resûl-i Ekrem’in amcası Ebû Tâlib ile hanımı Hz. Hatice’nin vefatının, ayrıca maddî ve mânevî eziyetlere mâruz kaldığı Tâif seferi dönüşünün ardından gerçekleşen mi‘rac olayının ona Allah tarafından lutfedilen mânevî bir destek olduğu açıktır. Bu ilâhî lutfun, son nebînin getirdiği mesajın Mescid-i Aksâ’da kendilerine namaz kıldırdığı ve semalarda görüştüğü peygamberlerin mesajlarını ihya edeceği ve hak dinin bütün dinlere hâkim olacağı (el-Feth 48/28) şeklinde yorumlanması hem naslar hem tarih açısından isabetli görünmektedir. Gerek Kur’an’da gerekse kavlî ve fiilî sünnette namazın dinî hayattaki öneminin ısrarla vurgulandığı bilinmektedir. İftitah tekbirinden sonra kulun Allah’a hitap etmesiyle başlayan namaz zâhirî şeklinin ötesinde bâtınî konumuyla müminin ruhî mi‘racı sayılmaktadır. Nitekim Gazzâlî İĥyâda, namazın zâhirî yönünü anlattıktan sonra derunî-mânevî hayatı geliştiren özelliğine de geniş yer ayırmış, bu arada psikolojik muhtevanın (huzûr-ı kalb) sadece Allah’a yönelik olmasına ağırlık vermiştir (I, 211-227). Bu açıdan namazın müminin mi‘racı olduğu şeklindeki değerlendirmenin doğruluğu ortaya çıkmaktadır.

 

 

Kaynak: (DİA)




Bu haber 375 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER DİNİ KONULAR Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Başakşehir FK 25 15 3 7 49 24 52 +25
2 Trabzonspor 24 14 3 7 55 26 49 +29
3 Galatasaray 25 14 4 7 44 20 49 +24
4 Sivasspor 25 14 4 7 47 28 49 +19
5 Beşiktaş 25 13 8 4 40 32 43 +8
6 Alanyaspor 25 11 7 7 43 25 40 +18
7 Fenerbahçe 25 11 7 7 46 33 40 +13
8 Göztepe 24 9 8 7 29 28 34 +1
9 Gaziantep FK 25 8 9 8 36 40 32 -4
10 Denizlispor 25 7 11 7 25 34 28 -9
11 Gençlerbirliği 24 7 11 6 32 42 27 -10
12 Antalyaspor 24 6 10 8 27 42 26 -15
13 Yeni Malatyaspor 24 6 11 7 36 35 25 +1
14 Çaykur Rizespor 24 7 13 4 25 40 25 -15
15 Konyaspor 25 4 10 11 20 33 23 -13
16 Kasımpaşa 25 6 14 5 36 50 23 -14
17 MKE Ankaragücü 25 4 13 8 21 44 20 -23
18 Kayserispor 25 4 14 7 26 61 19 -35
Takım O G M B A Y P AV
1 Hatayspor 26 14 4 8 35 21 50 +14
2 BB Erzurumspor 26 13 6 7 29 19 46 +10
3 Adana Demirspor 26 11 6 9 49 31 42 +18
4 Bursaspor 26 13 7 6 39 33 42 +6
5 Akhisarspor 26 11 7 8 33 29 41 +4
6 Altay 26 10 7 9 32 27 39 +5
7 Fatih Karagümrük 26 10 7 9 35 31 39 +4
8 Ümraniyespor 26 11 9 6 38 36 39 +2
9 Keçiörengücü 26 8 8 10 20 20 34 0
10 Balıkesirspor 26 8 8 10 28 29 34 -1
11 Giresunspor 25 9 9 7 28 32 34 -4
12 Menemenspor 26 9 11 6 29 35 33 -6
13 İstanbulspor 25 7 7 11 36 30 32 +6
14 Altınordu 26 6 11 9 29 38 27 -9
15 Osmanlıspor FK 26 6 13 7 30 40 22 -10
16 Boluspor 26 3 11 12 21 34 21 -13
17 Adanaspor 26 3 13 10 24 39 19 -15
18 Eskişehirspor 26 7 15 4 30 41 16 -11
Takım O G M B A Y P AV
1 Samsunspor 27 22 1 4 62 10 70 +52
2 Manisa FK 27 18 3 6 77 30 60 +47
3 Sancaktepe FK 27 16 7 4 50 21 52 +29
4 Hekimoğlu Trabzon 26 15 7 4 42 32 49 +10
5 İnegölspor 27 13 9 5 41 30 44 +11
6 Tarsus İdman Yurdu 27 14 12 1 44 37 43 +7
7 Afjet Afyonspor 27 12 11 4 44 30 40 +14
8 Pendikspor 27 11 10 6 39 38 39 +1
9 Sarıyer 27 10 10 7 33 33 37 0
10 Zonguldak Kömürspor 27 9 9 9 34 35 36 -1
11 Çorum FK 27 11 13 3 36 39 36 -3
12 Hacettepe Spor 27 11 14 2 37 47 35 -10
13 Kırklarelispor 26 8 10 8 24 38 32 -14
14 1922 Konyaspor 27 8 13 6 36 44 30 -8
15 Amed Sportif 27 7 13 7 28 44 28 -16
16 Başkent Akademi FK 26 7 15 4 32 41 25 -9
17 Gümüşhanespor 26 7 16 3 31 54 24 -23
18 Şanlıurfaspor 27 0 26 1 8 95 14 -87
Takım O G M B A Y P AV
1 Serik Belediyespor 26 16 4 6 49 23 54 +26
2 24Erzincanspor 27 14 4 9 46 21 51 +25
3 68 Aksaray Belediyespor 27 13 6 8 39 27 47 +12
4 1928 Bucaspor 27 13 7 7 45 33 46 +12
5 Düzcespor 27 12 6 9 32 18 45 +14
6 Artvin Hopaspor 26 11 4 11 36 19 44 +17
7 Karaköprü Belediyespor 27 10 5 12 25 19 42 +6
8 Çatalcaspor 27 9 5 13 38 27 40 +11
9 Silivrispor 27 8 6 13 35 29 37 +6
10 Sultanbeyli Bld. 26 8 8 10 30 25 34 +5
11 Çankaya FK 27 9 11 7 32 35 34 -3
12 52 Orduspor FK 26 6 6 14 17 18 32 -1
13 Kızılcabölükspor 26 6 8 12 36 36 30 0
14 Yomraspor 26 7 10 9 25 30 30 -5
15 Şile Yıldızspor 27 6 10 11 23 28 29 -5
16 Erzin Spor Kulübü 27 6 11 10 27 33 28 -6
17 Tokatspor 27 1 22 4 15 64 7 -49
18 Manisaspor 27 1 23 3 16 81 0 -65
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 09/03/2020 Gençlerbirliği vs Antalyaspor
 11/03/2020 Yeni Malatyaspor vs Trabzonspor
 13/03/2020 Kasımpaşa vs Göztepe
 13/03/2020 MKE Ankaragücü vs Çaykur Rizespor
 14/03/2020 Denizlispor vs Gençlerbirliği
 14/03/2020 Alanyaspor vs Gaziantep FK
 14/03/2020 Konyaspor vs Fenerbahçe
 15/03/2020 Kayserispor vs Yeni Malatyaspor
 15/03/2020 Trabzonspor vs Başakşehir FK
 15/03/2020 Trabzonspor - Başakşehir FK Trabzonspor ligdeki son 9 maçında hiç kaybetmedi  Trabzonspor yenilmez
 15/03/2020 Galatasaray - Beşiktaş Galatasaray ligdeki son 9 maçında hiç kaybetmedi  Galatasaray yenilmez
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 10/03/2020 Boluspor vs Adanaspor
 10/03/2020 Altay vs Hatayspor
 10/03/2020 BB Erzurumspor vs Fatih Karagümrük
 10/03/2020 Balıkesirspor vs Bursaspor
 11/03/2020 Ümraniyespor vs Menemenspor
 11/03/2020 Giresunspor vs Keçiörengücü
 11/03/2020 Adana Demirspor vs Akhisarspor
 11/03/2020 İstanbulspor vs Altınordu
 12/03/2020 Osmanlıspor FK vs Eskişehirspor
 11/03/2020 İstanbulspor - Altınordu Altınordu ligde deplasmandaki son 12 maçında hiç kazanamadı  İstanbulspor yenilmez
 12/03/2020 Osmanlıspor FK - Eskişehirspor Eskişehirspor ligdeki son 5 maçını kaybetti  Osmanlıspor FK kazanır
 14/03/2020 Fatih Karagümrük - Altay Altay ligde deplasmandaki son 5 maçında hiç kazanamadı  Fatih Karagümrük yenilmez
 14/03/2020 Fatih Karagümrük - Altay Fatih Karagümrük ligdeki son 8 maçında hiç kaybetmedi  Fatih Karagümrük yenilmez
 15/03/2020 Hatayspor - Ümraniyespor Ümraniyespor ligdeki son 5 maçında hiç kaybetmedi  Ümraniyespor yenilmez
 15/03/2020 Adanaspor - Keçiörengücü Adanaspor ligdeki son 6 maçında hiç kazanamadı  Keçiörengücü yenilmez
 15/03/2020 Menemenspor - İstanbulspor İstanbulspor ligdeki son 6 maçında hiç kaybetmedi  İstanbulspor yenilmez
 15/03/2020 Akhisarspor - BB Erzurumspor BB Erzurumspor ligde deplasmandaki son 5 maçında hiç kazanamadı  Akhisarspor yenilmez
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 14/03/2020 Ankara Demirspor vs Bayburt Özel İdare Spor
 14/03/2020 Etimesgut Belediyespor vs Eyüpspor
 15/03/2020 Kahramanmaraşspor vs Kırşehir Belediyespor
 15/03/2020 Sivas Belediyespor vs Kastamonuspor
 15/03/2020 Van Spor vs Sakaryaspor
 15/03/2020 Bodrumspor vs Bandırmaspor
 15/03/2020 Ergene Velimeşe vs Tuzlaspor
 15/03/2020 Kardemir Karabükspor vs Niğde Anadolu FK
 18/03/2020 Van Spor vs Ergene Velimeşe
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 11/03/2020 Kızılcabölükspor vs 52 Orduspor FK
 15/03/2020 Artvin Hopaspor vs Çankaya FK
 15/03/2020 Yomraspor vs Şile Yıldızspor
 15/03/2020 52 Orduspor FK vs Karaköprü Belediyespor
 15/03/2020 Çatalcaspor vs 24Erzincanspor
 15/03/2020 Kızılcabölükspor vs Erzin Spor
 15/03/2020 Manisaspor vs 68 Aksaray Belediyespor
 15/03/2020 Serik Belediyespor vs Düzcespor
 15/03/2020 Sultanbeyli Bld. vs Silivrispor
 15/03/2020 Kızılcabölükspor - Erzin Spor Erzin Spor ligde deplasmandaki son 9 maçında hiç kazanamadı  Kızılcabölükspor yenilmez
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI