Yazar Bahadır Yenişehirlioğlu, Osman Nuri Topbaş’ın kaleme aldığı Tarihe Yolculuk eserinden “Bir Gencin Rüyası ve Tarih Baba” başlıklı kesitleri seslendiriyor.

 

Erkam Tv hesabına abone olarak video serisini

takip edebilirsiniz…

                               

 

 

BİR GENCİN RÜYÂSI

Yirmi yaşlarında bir delikanlı…

Kemâl-zevâl dengesi içinde akıp giden bu âlemdeki hâlden hâle geçişlerin sonsuzluğuna berrak bir şekilde vâkıf olamıyordu. Birbirine dolaşmış iplik yumakları gibi karmakarışık his ve fikirlerin zebûnu olmaktan kendini kurtaramıyordu.

Zihninde müthiş bir yangın vardı. Yüreğinde sanki mahşer kaynıyordu… İdrâki, dünyâya geliş ve dünyâdan gidiş gibi iki muazzam sırrın arasına sıkışmış kalmıştı… Aklı, hayâtın türlü iniş ve çıkışları; sayısız aldanmalar, kazanmalar, kaybetmelerle dolu ihtilâç zincirleri ile âdeta bağlanmıştı… Esrar yüklü muammâları aşamıyordu. Sayısız mahlûkâtın, birbirinden değişik kader programları neyin nesiydi? Velhâsıl binbir türlü çalkantı içinde yüzüp gidiyor, kendisini âdeta köksüz bir ağaç gibi kurumaya mahkûm görüyordu…

Genç, böylece gönlüne huzur verecek bir görüş berraklığına ulaşamadan saatlerce önündeki târih kitabının, sonsuza tutulmuş bir aynanın içi kadar derinleşmiş sayfalarına loş nazarlarla bakmaya devâm ediyordu. Uyku ile uyanıklık arasında, yâni yakaza hâlinde âdeta bir zaman tüneline girmişçesine mânidar bir rüyâ gördü:

TÂRİH BABA

Rüyâsında Âdem -aleyhisselâm- ile hayâta başlayan ve asırları elinde tutan bir ihtiyarla karşılaşmıştı. Bu yaşlının adı Târih Baba’ydı. Yüzü, binlerce yıllık beşerî târihin acı-tatlı hâtıralarından bin bir iz taşıyordu. Sayısız mâcerâlar, dramlar, trajediler; sevinçler, üzüntüler ve insanlığa âit daha neler neler onun bakışlarından yansıyordu. Sanki geçmişteki bütün vâkıalar onda, üst üste çakışan milyonlarca gölgeler gibi girift bir hâlde idi. Nice zaferlerin sevinci ve mağlûbiyetlerin hüznü, iç içe onun hâlinden okunmaktaydı. Gelip geçen hâdiselerin akisler yığınıydı. Çok yaşlı olduğu, yaşadığı hâdiselerle iki büklüm olan beli ve uzun hırpânî saç ve sakalının bembeyaz kesilmesinden anlaşılan Târih Baba, sanki haritalar mecmuasıydı. Muzdarip delikanlının alnını şefkatle okşadı ve:

“–Evlâdım! Seni çok bedbin, sıkıntılı ve muzdarip görüyorum. Binlerce yıldır akıp giden insanlık târihinin yalnız bir tek kesitine nazar edenler, dar bir ufuktan bakanlar, hakîkate vâsıl olamazlar. Sen mü’min ve şerefli bir ecdâdın mirasçısısın; hayâtın ilâhî tecellî itibârıyla müthiş bir kar-kış mevsimine rastlasa bile, mükedder olup aslâ ye’se düşme! İstikbâldeki baharın ümit ve tesellîsiyle kendini teskîn edebilmelisin. Bu dirâyeti kazanabilmen için şimdi seninle bir seyahate çıkacağız.” dedi.

Sonra elinden tuttuğu genci dolaştırmaya başladı.

 

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Tarihe Yolculuk, Erkam Yayınları

OSMAN BEY’İN RÜYASI